Çocuğunuz evde uyumlu olduğu hâlde okulda, kreşte veya sosyal ortamlarda davranış sorunları mı yaşıyor? Öğretmenlerden sık sık şikâyet alıyor, çocuğunuzun neden yalnızca ev dışında zorlandığını anlamakta güçlük mü çekiyorsunuz? Bu durum, çocuk psikolojisi ve davranış gelişimi açısından çok yönlü değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur.
Çocukların evde ve okulda farklı davranışlar sergilemesi olağandışı değildir. Ancak bu farklılık sürekli hâle geliyor, çocuğun eğitimini, arkadaşlık ilişkilerini ve günlük yaşamını olumsuz etkiliyorsa sorunun yalnızca öğretmende, okulda veya çocukta aranması yeterli değildir. Çocuğun davranışlarını anlamak için aile tutumları, çevresel koşullar, gelişimsel özellikler ve sınırlar birlikte değerlendirilmelidir.
Çocukların davranışları bulundukları ortama, karşılaştıkları beklentilere ve kendilerini ne kadar güvende hissettiklerine göre değişebilir.
Ev ortamında çocuğun ihtiyaçları daha hızlı karşılanabilir, günlük rutinler daha esnek olabilir ve yetişkinlerin beklentileri çocuğa göre şekillenebilir. Okulda ise sıra beklemek, yönergeleri takip etmek, paylaşmak, kurallara uymak ve duyguları düzenlemek gibi beceriler daha yoğun biçimde kullanılır.
Bu nedenle evde belirgin olmayan bazı güçlükler okul ortamında görünür hâle gelebilir.
Çocuğun okulda yaşadığı davranış sorunlarının olası nedenleri şunlardır:
Dürtü kontrolü ve dikkatini sürdürme güçlükleri
Beklemeye, paylaşmaya ve kurallara uyum sağlamaya ilişkin zorluklar
Duyusal uyaranlara karşı hassasiyet
Duyguları tanıma ve düzenleme becerilerindeki yetersizlikler
İletişim ve sosyal etkileşim güçlükleri
Akademik beklentilerin veya sınıf ortamının çocuk için zorlayıcı olması
Evde ve okulda uygulanan sınırların birbirinden farklı olması
Burada önemli olan, çocuğun neden farklı davrandığını anlamaktır. Aynı davranış, farklı çocuklarda farklı nedenlerden kaynaklanabilir.
Çocukların gelişiminde sevgi ve şefkat kadar tutarlı sınırlar da önemlidir.
Bazı aileler çocuklarının üzülmesini, ağlamasını veya öfkelenmesini önlemek amacıyla isteklerini hemen karşılayabilir. Çocuğun her talebinin yerine getirilmesi, kuralların sık sık değiştirilmesi ya da istenmeyen davranışların ardından sınırların kaldırılması, çocuğun bekleme ve hayal kırıklığıyla baş etme becerilerini geliştirmesini zorlaştırabilir.
Örneğin çocuk evde istediği oyuncağı hemen alıyor, istediği etkinliği istediği zaman yapıyor ve bir talebi reddedildiğinde yetişkinler kararlarını değiştiriyorsa okulda benzer bir esneklik bekleyebilir.
Ancak bu durum her davranış probleminin nedeninin aile tutumu olduğu anlamına gelmez. Çocuğun gelişimsel özellikleri, mizacı, çevresi ve bireysel ihtiyaçları da dikkate alınmalıdır.
Sağlıklı sınır koymak, çocuğu cezalandırmak değil; ona neyin mümkün olduğunu açık, anlaşılır ve tutarlı biçimde öğretmektir.
Çocuğu sevmek ile onun her isteğini yerine getirmek aynı şey değildir.
Ebeveynler bazen çocuklarının zorlanmasına dayanamadıkları için onlar adına karar verir, yapabilecekleri işleri üstlenir veya olumsuz duygular yaşamalarını engellemeye çalışırlar. Oysa gelişim, yalnızca mutlu anlardan değil; beklemekten, denemekten, hata yapmaktan ve başarısızlıkla baş etmeyi öğrenmekten de beslenir.
Çocuğun gelişimini desteklemek için:
Yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir.
Kurallar açık ve tutarlı olmalıdır.
Her isteğin hemen karşılanmayabileceği öğretilmelidir.
Öfke ve hayal kırıklığı gibi duyguların yaşanmasına izin verilmelidir.
Uygun davranışlar fark edilmeli ve desteklenmelidir.
Çocuğun yapabildiği işler gereksiz yere onun yerine yapılmamalıdır.
Buradaki amaç çocuğu katı kurallarla yönetmek değil, kendi davranışlarını düzenlemeyi öğrenmesine yardımcı olmaktır.
Çocuk okulda davranış problemi yaşadığında sorumluluğu yalnızca öğretmene yüklemek de bütün sorunu aileye bağlamak da doğru değildir.
Öğretmen sınıf ortamındaki gözlemleriyle çocuğun hangi durumlarda zorlandığını ortaya koyabilir. Aile, evdeki davranış örüntüleri ve günlük rutinler hakkında bilgi sağlayabilir. Uzmanlar ise bu bilgileri çocuğun gelişimsel özellikleriyle birlikte değerlendirerek ihtiyaçları belirleyebilir.
Bu süreçte şu sorulara yanıt aranmalıdır:
Davranış hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
Çocuk hangi yönergeleri yerine getirmekte zorlanıyor?
Sorun daha çok geçişlerde, bekleme sırasında veya grup etkinliklerinde mi görülüyor?
Çocuğun iletişim kurma ve ihtiyaçlarını ifade etme becerileri nasıl?
Evde ve okulda benzer davranışlara nasıl karşılık veriliyor?
Çocuğun uyku, günlük rutin, duyusal ihtiyaç ve duygusal güvenlik durumu nasıl?
Bu sorular, suçlu aramak yerine çözüm geliştirmeye yardımcı olur.
Çocuk psikoloğu, çocuk psikiyatristi veya diğer gelişim uzmanlarından destek almak önemli bir adımdır. Ancak değerlendirme ve müdahale sürecinin etkili olabilmesi için çocuğun ihtiyaçlarının doğru belirlenmesi gerekir.
Her çocuk için aynı yaklaşım uygun değildir. Bazı çocuklar oyun temelli müdahalelerden yararlanırken bazıları için ebeveyn danışmanlığı, davranışsal müdahaleler, sosyal beceri çalışmaları veya gelişimsel destekler ön plana çıkabilir.
Terapi sürecinde yalnızca çocukla yapılan görüşmeler değil, aile ve okuldan alınan bilgiler de önemlidir. Çocuğun terapi odasında öğrendiği becerilerin günlük yaşama aktarılması için yetişkinlerin de sürece katılması gerekebilir.
Ailelerin şu noktaları değerlendirmesi yararlı olacaktır:
Çocuğun güçlükleri sistematik biçimde değerlendirildi mi?
Müdahale hedefleri açıkça belirlendi mi?
İlerleme düzenli olarak takip ediliyor mu?
Aileye evde uygulanabilecek yöntemler gösteriliyor mu?
Gerektiğinde öğretmenle iş birliği kuruluyor mu?
Çocuk terapisi yalnızca oyun oynamaktan ibaret olmadığı gibi, her terapi görüşmesinin de dışarıdan gözle görülür bir sonuç vermesi beklenmemelidir. Müdahalenin amacı, çocuğun ihtiyaçlarına uygun becerileri geliştirmek ve bu becerilerin günlük yaşama aktarılmasını sağlamaktır.
Bazı aileler çocuklarına ilaç önerilmesini kaygıyla karşılayabilir. Özellikle küçük yaşlarda ilaç kullanımı konusunda soru işaretleri yaşanması anlaşılabilir bir durumdur.
Bununla birlikte, çocukluk döneminde ilaç tedavisi gerekip gerekmediğine yalnızca yetkili hekim, kapsamlı klinik değerlendirme sonucunda karar vermelidir. Her davranış sorunu ilaç gerektirmediği gibi, gerekli görülen bir tedaviyi yalnızca yaş nedeniyle reddetmek de doğru bir yaklaşım değildir.
Aileler önerilen tedavinin gerekçesini, beklenen yararlarını, olası yan etkilerini ve alternatiflerini hekimleriyle görüşmelidir. İlaç tedavisi önerilmişse doz veya kullanım şekli hekim görüşü olmadan değiştirilmemelidir.
Çocuğun davranışlarını değiştirmeye çalışmadan önce davranışın işlevini anlamak gerekir. Çocuk bir etkinlikten kaçınmak, dikkat çekmek, bir ihtiyacını ifade etmek veya yoğun duyusal uyaranlardan uzaklaşmak için belirli davranışlar sergiliyor olabilir.
Etkili bir destek planı için şu adımlar izlenebilir:
1. Gözlem yapın: Davranışın öncesinde ve sonrasında neler olduğunu kaydedin.
2. Beklentileri netleştirin: Çocuğa kısa, anlaşılır ve yaşına uygun yönergeler verin.
3. Tutarlı olun: Evde ve okulda mümkün olduğunca benzer davranış beklentileri oluşturun.
4. Olumlu davranışları destekleyin: Yalnızca sorunlu davranışlara değil, çocuğun gösterdiği çabaya ve ilerlemeye de odaklanın.
5. Duyguları düzenlemeyi öğretin: Çocuğun öfke, kaygı, hayal kırıklığı ve bekleme gibi durumlarla baş etmesine yardımcı olun.
6. Uzman desteği alın: Güçlükler devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa uygun bir uzman tarafından değerlendirilmesini sağlayın.
7. İlerlemeyi izleyin: Uygulanan yöntemlerin işe yarayıp yaramadığını belirli aralıklarla gözden geçirin.
Çocukların davranışsal, sosyal, duygusal ve gelişimsel ihtiyaçlarının değerlendirilmesi; aile, okul ve uzmanlar arasında iş birliği kurulmasıyla daha sağlıklı bir zemine taşınabilir.
Arnavutköy ve çevresinde çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına yönelik destek arayan aileler, öncelikle çocuğun hangi alanlarda zorlandığını belirlemeli ve ihtiyaca uygun hizmeti seçmelidir. Özel eğitim ve rehabilitasyon desteği, gerekli koşullar sağlandığında ve ilgili değerlendirmeler doğrultusunda, çocuğun bireysel gelişim hedeflerini destekleyebilir.
Bolluca Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi (Bolluca ÖERM), özel gereksinimli çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına yönelik eğitim ve destek süreçleriyle ilgilenen aileler için başvurulabilecek kurumlardan biridir. Uygun hizmetin belirlenmesinde çocuğun bireysel değerlendirmesi, mevcut raporları ve ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.
Bir çocuğun evde uyumlu, okulda ise zorlayıcı davranışlar sergilemesi tek başına ailenin yanlış tutum sergilediğini veya öğretmenin yetersiz olduğunu göstermez. Ancak aynı sorunlar tekrar ediyor, aile ve okul arasındaki iletişim giderek bozuluyor ve çocuk bu süreçten olumsuz etkileniyorsa mevcut yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Çocuğun her davranışını normal kabul etmek de her güçlüğü bir bozukluk olarak görmek de doğru değildir. Önemli olan, davranışın nedenlerini anlamak ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun destek sağlamaktır.
Çocuğun davranışını yalnızca durdurmaya çalışmak yerine, o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını anlamak gerekir.
Çünkü çocukların ihtiyacı suçlanmak değil; anlaşılmak, doğru sınırlarla desteklenmek ve gelişimlerini güçlendirecek fırsatlarla buluşturulmaktır.
“Evde hiçbir sorun yok ama okul sürekli şikâyet ediyor!”
Çocuğun davranışlarını anlamak için yalnızca okulda yaşananlara değil; evdeki sınırlara, çevresel koşullara, gelişimsel özelliklere ve duygusal ihtiyaçlara da bakmak gerekir.
Suçlu aramak yerine nedenleri anlamak, çocuğun gelişimini desteklemenin ilk adımıdır.
Kurumlarımıza 0212 685 10 13 ulaşabilirsiniz.

