Bir düşünün…
Elinde beş tane renkli blok tutan bir çocuk var. Önündeki kartta da kocaman bir 5 rakamı yazıyor. Öğretmeni gülümseyerek soruyor:
“Haydi, bu beş bloğu sayalım mı?”
Çocuk blokları tek tek saymaya başlıyor. Bazen bir bloğu iki kez sayıyor, bazen saydığı sayıyı unutuyor, bazen de doğru cevabı bulmak için uzun süre düşünüyor. Yanındaki arkadaşı aynı işlemi birkaç saniyede tamamlıyor. O ise hâlâ anlamaya çalışıyor.
Belki de yetişkinlerin gözünden bakıldığında küçük bir matematik sorusu olan bu durum, çocuk için aşılması zor bir basamağa dönüşüyor.
Peki ya sorun çocuğun yeterince çalışmaması değilse? Ya matematiği öğrenmek için farklı bir yola ihtiyacı varsa?
İşte diskalkuli ve matematik öğrenme güçlüğü konusunu anlamaya tam da bu soruyla başlayabiliriz.
İlkokula başlayan çocukların bir kısmı sayıları kolayca tanır, miktarları karşılaştırır ve basit işlemleri hızla öğrenir. Bazı çocuklar içinse sayılar, anlamlandırılması gereken karmaşık semboller gibidir.
Bir çocuk 6 ile 9'u karıştırabilir. Bir başkası 10'a kadar sayabilir ama önüne konulan nesnelerin kaç tane olduğunu belirlemekte zorlanabilir. Başka bir çocuk toplama işlemini ezberleyebilir ancak neden toplama yaptığını anlamayabilir.
Bu çocukların yaşadığı güçlükleri yalnızca tembellikle, dikkatsizlikle veya yeterince çalışmamakla açıklamak doğru değildir.
Diskalkuli, matematiksel becerilerin edinilmesini ve kullanılmasını belirgin biçimde etkileyebilen özgül öğrenme güçlüğüdür. Sayıların anlamını kavrama, miktarları karşılaştırma, işlemleri öğrenme ve matematiksel ilişkileri anlama gibi alanlarda güçlüklerle kendini gösterebilir.
Ancak matematikte zorlanan her çocuğun diskalkulisi olduğu düşünülmemelidir. Çocuğun gelişim özellikleri, eğitim geçmişi, dikkat becerileri, dil gelişimi ve yaşadığı diğer güçlükler birlikte değerlendirilmelidir.
Ali, öğretmeninin verdiği toplama işlemlerini yaparken sürekli parmaklarını kullanıyor. Bazen doğru sonuca ulaşıyor, bazen de işlemin ortasında hangi sayıyı topladığını unutuyor.
Evde annesi onunla tekrar tekrar çalışıyor. Bir gün öğrendiği işlemi ertesi gün yeniden anlatmak zorunda kalıyor. Ali ise arkadaşlarının kendisinden daha hızlı olduğunu fark ettikçe matematik dersinden uzaklaşmaya başlıyor.
Ali'nin yaşadığı durum, matematik öğrenme güçlüğü yaşayan bazı çocukların deneyimlerine benziyor.
Bu çocuklarda şu belirtiler görülebilir:
Sayıları tanımakta veya sayıların temsil ettiği miktarı anlamakta zorlanma.
Sayma sırasında sayı sırasını karıştırma ya da sayıları atlama.
Az-çok, büyük-küçük gibi nicelik ilişkilerini kavramakta güçlük.
Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini öğrenmekte zorlanma.
Matematiksel sembolleri veya işlem basamaklarını karıştırma.
Saat, para, zaman ve ölçü kavramlarını öğrenmede güçlük.
Matematik problemlerinde verilen bilgileri anlamlandırmakta zorlanma.
Daha önce öğrenilen matematiksel bilgileri hatırlamakta veya yeni durumlarda kullanmakta güçlük.
Bu belirtilerin birkaçı tek başına diskalkuli tanısı koymak için yeterli değildir. Önemli olan güçlüklerin sürekliliği, çocuğun yaşına göre beklenen becerilerle karşılaştırılması ve günlük eğitim yaşamına etkisidir.
Matematikte zorlanan bir çocuğa çoğu zaman daha fazla ödev verilir. Aynı işlem defalarca yaptırılır, yanlış cevaplar yeniden düzeltilir ve çocuğun daha çok çalışması beklenir.
Ancak bir çocuğun nerede zorlandığı anlaşılmadan yapılan tekrarlar, beklenen ilerlemeyi sağlamayabilir.
Örneğin çocuk 5 sayısını tanıyor olabilir ama beş nesnenin bir bütün olarak ne anlama geldiğini kavrayamayabilir. Böyle bir durumda doğrudan daha karmaşık toplama işlemlerine geçmek yerine sayı ve miktar arasındaki ilişkiyi çalışmak daha uygun olabilir.
Bir başka çocuk miktarları doğru anlayabilir ama işlem sırasında adımları takip etmekte zorlanabilir. Bu çocuk için görsel işlem şemaları ve aşamalı öğretim daha yararlı olabilir.
Dolayısıyla matematik öğrenme güçlüğünde asıl soru şudur:
“Bu çocuk neden yapamıyor?” değil, “Bu çocuk hangi beceriyi, hangi yöntemle daha iyi öğrenebilir?”
Özel eğitim sürecini bir merdiven gibi düşünebiliriz. Her basamak, bir sonraki basamağa ulaşmak için gerekli bir beceriyi temsil eder.
Çocuk sayıların anlamını kavramadan işlemlere geçmekte zorlanıyorsa önce sayı ve miktar ilişkisi üzerinde çalışılır. Saymayı biliyor ama toplama işlemini anlamlandıramıyorsa somut nesnelerle işlem mantığı öğretilir.
Bu süreçte çocuğun ihtiyaçlarına göre şu etkinliklerden yararlanılabilir:
Sayı ve miktar eşleştirme: Çocuk sayı kartlarıyla nesneleri eşleştirerek sayıların miktarları nasıl temsil ettiğini öğrenir.
Somut materyallerle işlem: Renkli küpler, boncuklar ve benzeri materyaller kullanılarak toplama ve çıkarma işlemlerinin mantığı desteklenir.
Sayı doğrusu çalışmaları: İleri ve geri sayma, sayıların sıralanması ve aralarındaki ilişkilerin anlaşılması hedeflenir.
Örüntü ve sınıflandırma: Nesneleri renklerine, büyüklüklerine veya sayı özelliklerine göre gruplandırma etkinlikleri yapılır.
Günlük yaşam matematiği: Marketçilik, para sayma, saatleri tanıma ve ölçme etkinlikleriyle matematik günlük yaşamla ilişkilendirilir.
Bütün bu çalışmaların amacı çocuğa yalnızca doğru cevabı buldurmak değildir. Çocuğun matematiksel düşünmesini, öğrendiklerini kullanmasını ve giderek daha bağımsız hâle gelmesini desteklemektir.
Bir gün öğretmen, matematikte zorlanan bir çocuğun önüne çalışma kâğıdı koymak yerine küçük bir market kurar.
Raflarda oyuncak meyveler, masada birkaç sayı kartı ve bir miktar oyun parası vardır.
“Bugün marketin sahibi sensin,” der.
Çocuk önce ürünleri sayar. Sonra iki elma ile bir armudu sepete koyar. Öğretmeni, “Sepetinde toplam kaç meyve var?” diye sorar.
Çocuk meyveleri tek tek sayar ve cevabı bulur.
Bu kez matematik, yalnızca kâğıt üzerindeki sembollerden ibaret değildir. Çocuk dokunur, görür, karşılaştırır ve deneyim kazanır.
Zar oyunları, sayı eşleştirme etkinlikleri, nesneleri gruplama ve örüntü oluşturma gibi çalışmalar da matematiksel becerilerin desteklenmesine yardımcı olabilir. Ancak her oyunun her çocuk için aynı ölçüde yararlı olmayacağı unutulmamalıdır. Etkinliklerin çocuğun gelişim düzeyine ve öğrenme hedeflerine uygun olması gerekir.
Bazı çocuklarda matematik öğrenme güçlüğüne dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), disleksi veya başka öğrenme ve gelişim güçlükleri eşlik edebilir.
Örneğin bir çocuk matematiksel işlemin mantığını anladığı hâlde dikkatini sürdürmekte zorlandığı için hata yapabilir. Başka bir çocuk problem metnini okumakta güçlük çektiğinden soruda ne istendiğini anlamayabilir.
Dışarıdan bakıldığında iki çocuk da matematikte başarısız görünebilir. Ancak güçlüklerinin altında yatan nedenler farklı olabilir.
Bu nedenle çocuğun yalnızca yanlış cevaplarına odaklanmak yerine matematiksel becerileri, dikkat süreçleri, dil becerileri ve genel öğrenme özellikleri gerektiğinde kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir.
Özel eğitim yalnızca eğitim merkezinde veya okulda gerçekleşen bir süreç değildir. Günlük yaşamda karşılaşılan fırsatlar da çocuğun öğrendiklerini kullanmasını destekleyebilir.
Anne ve babalar çocuklarıyla merdivenleri sayabilir, sofrayı hazırlarken kaç tabağa ihtiyaç olduğunu birlikte hesaplayabilir veya oyuncakları renklerine göre gruplandırabilir.
Alışveriş sırasında ürün miktarlarını karşılaştırmak, oyun paraları kullanmak ve basit sayı oyunları oynamak da yararlı olabilir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır: Çocuğun her etkinliği doğru yapması beklenmemelidir.
Yanlış cevap verdiğinde onu başka çocuklarla kıyaslamak veya yetersiz hissettirmek yerine nerede zorlandığını anlamaya çalışmak daha destekleyicidir. Öğrenme sürecinde sabır, tekrar ve çocuğun çabasını fark etmek önem taşır.
Matematikte zorlanmak tek başına diskalkuli tanısı koymak için yeterli değildir. Çocuğun gelişim öyküsü, okul performansı, aldığı eğitim fırsatları ve matematiksel becerileri değerlendirilmelidir.
Gerektiğinde ilgili uzmanlar tarafından psikolojik değerlendirme ve standart akademik beceri ölçümleri yapılabilir. Amaç, çocuğun yaşadığı güçlüğü doğru anlamak ve uygun destek planını belirlemektir.
Türkiye'de özel eğitim ve destek eğitim hizmetleri için Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM), değerlendirme ve yönlendirme süreçleri hakkında ailelere bilgi sağlayabilir. Eğitim desteğine ilişkin kararlar ilgili mevzuat ve bireysel değerlendirme sonuçları doğrultusunda belirlenir.
Bir çocuğun matematikte zorlanması, onun öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Bazen bildiğimiz yöntemleri değiştirmek, bazen bir beceriyi daha küçük adımlara ayırmak, bazen de çocuğun dünyasına onun anlayabileceği bir kapıdan girmek gerekir.
Bolluca Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak çocukların bireysel ihtiyaçlarının anlaşılmasını ve uygun eğitim hedeflerinin belirlenmesini önemsiyoruz. Matematik öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda değerlendirme, bireyselleştirilmiş eğitim planlaması ve gelişimin izlenmesi, destek sürecinin önemli parçalarıdır.
Çünkü her çocuk aynı hızda öğrenmez. Kimi sayıları görerek, kimi nesnelere dokunarak, kimi de oyun içinde deneyim kazanarak daha iyi öğrenebilir.
Önemli olan çocuğu başkalarının hızına yetiştirmek değil, kendi öğrenme yolunda ilerlemesine destek olmaktır.
Çocuğunuz matematik öğrenirken sürekli zorlanıyorsa bu güçlüğün nedenlerini anlamak ve uygun eğitim seçenekleri hakkında bilgi almak için Bolluca ÖERM ile iletişime geçebilirsiniz.
Telefon: 0212 685 10 13
Bolluca ÖERM — Özel Eğitimin Bolluca’sı…
Her Çocuk Özeldir, Her Adım Değerlidir.

